Haberler

Piezoteknolojinin cerrahi sonuçlar üzerindeki etkisi

Hassasiyet, maksillofasiyal cerrahide oldukça önemlidir. Piezoelektrik teknolojisi ile cerrahlar, hassas yumuşak dokuları ve hayati anatomik yapıları korurken son derece hassas osteotomiler gerçekleştirebilirler. Bu konuyu, hem bilimsel araştırmalardan hem de pratik klinik deneyimlerden değerli bakış açıları sunan, uluslararası alanda tanınmış iki uzmanla – Viyana'dan Prof. Dr. Angelo Troedhan ve Lizbon'dan Dr. António Matos da Fonseca ile – daha derinlemesine inceliyoruz. Bu röportajda, piezoteknolojinin klinik sonuçları nasıl iyileştirdiğini ve cerrahi rutinleri nasıl yeniden şekillendirdiğini açıklıyorlar.

Minimal invaziv ve maksimum hassasiyet: Kapalı rinoplasti için piezo cerrahi

Fonksiyonel-estetik rinoplasti, açık veya kapalı (endonazal) yaklaşımla gerçekleştirilebilir. Birçok cerrah, ilgili anatomik yapıların daha iyi görünür olmasını sağladığı için açık rinoplastiyi tercih eder, ancak bu her durumda gerekli değildir. İnce cilde sahip, orta derecede sırt deformitesi veya daha az karmaşık burun ucu deformitesi olan hastalar için kapalı rinoplasti belirgin avantajlar sunar: intranazal yaklaşımla dışta yara izi kalmaz ve yumuşak doku bütünlüğü büyük ölçüde korunur. Bu, estetik açıdan hoş bir sonuç elde edilmesine katkıda bulunur ve doğal doku yapısını koruyarak hızlı iyileşmeyi destekler.

Açık rinoplastide piezo cerrahi: hassasiyet, koruma ve iyileşme

In recent years, the core philosophy of rhinoplasty has evolved from destructive resection to less invasive preservation techniques. Despite this shift, open rhinoplasty retains its relevance by enabling precise visualisation and modification of nasal structures via the transcolumellar approach. However, with its reliance on larger incisions and associated soft tissue trauma the method is not compatible with the principles of minimally invasive surgery.

Sonraki Etkinlik

22/01 - 24/01 2026

28th Face & Neck Conference (oral surgery, orthognathic surgery, orthodontics)

Cannes